GÜRÜLTÜ KİRLİLİĞİYLE MÜCADELE

( Sitemizi, yerli-yersiz, gerekli-gereksiz korna çalmaya devam ettiğiniz sürece kullanmayınız ! - Anlayana ! - )

 

Eğer, gürültü kirliliğinin, insan sağlığına neden olduğu zararlar
yeteri kadar düşünülmüyorsa ve tedbir alınmıyorsa,

Eğer, motorlu taşıt sürücüleri, gereksiz yere ve uzun süre
kornaya basıyorsa,

Eğer, toplu taşıma araç şöförleri, duraklarda ve trafikte gereksiz ve yersiz korna çalmaya
devam ederse,

Eğer, korna çalmanın hiçbir şeyi değiştiremeyeceğini ve geliştiremeyeceğini
düşünemiyor ve anlayamıyorsa,

Eğer, sürücüler, sadece kendi zamanlarının değerli olduğunu düşünerek,
bir veya iki saniyelik sabır bile gösteremiyorsa,

Eğer, hala, korna çalanlar ve sokak aralarındaki satıcılar, çevreye ve kendi haklarına
saygılı olmayı bilmiyorlarsa,

Eğer, korna çalmanın, trafik sorunlarının kendilerine yansıyan etkilerine cevap olduğunu
ve bunun bir hak olduğunu zannediyorlarsa,

Eğer, cep telefonlarının, yersizce kullanımı ve sesinin gereksiz uyarıcı ve olumsuz etkisi
gözardı ediliyorsa,

Eğer, gürültünün beyine, tüm sisteme yıpratıcı etkisi ve stres gibi, neden olabileceği
hastalıkların artacağı biliniyorsa,

Eğer, tüm ömrümüz boyunca yenilenmeyen beyin hücrelerimize sahip çıkmıyor ve
bu kadar kolay tüketiyorsak,

Eğer, geçici ya da kalıcı işitme kayıplarına neden olabileceği
bilinmiyorsa,

Eğer, gürültünün bu yıpratıcı yanı bilindiği halde en başta kendi sağlığını ve çevreyi
hiçe sayıyorsak,

Eğer, başkalarının yaptıkları hataları eleştirip, kendi yaptıklarımızdan
sorumluluk duymuyorsak,

Eğer, var olan yasa kullanılmaz, geliştirilmez, çeşitli bilinçlendirme çabaları içinde
olunmaz ve önlemler alınmazsa,

Eğer, örnek alınan Avrupa'da hiçbir şekilde korna çalınmadığı
bilinmiyorsa,

Eğer, sivil toplumlar ve devlet önceliğinde bu konuya gerekli
önem verilmiyorsa,

Eğer, kişiler çevrelerinde maruz kaldıkları bu sorun için,
umutsuzca yaklaşım içinde oluyor ve değişmesi için hiçbir
çaba gösterilmiyorsa,

 

Gelin, ülkemizin en önemli
problemini çözmekle işe başlayalım!!!

 

BEN, Ülkenin tüm problemlerinin istenirse,
yeterli çaba harcanırsa çözümleneceğine inanıyorsam;
SEN de bu inanca katılıyorsan,
BİZ, Ülkemizin tüm problemlerini çözeriz.

 

 


 

KORNA ÇALMAYINIZ!

KORNA ÇALANLARI UYARINIZ!


 

Korna çalmak sizin kişisel rahatlamanızdan başka birşeye yaramıyor. Ve aynı anda farkında olmadığınız olumsuz etkilerine de kendi kendinizi maruz bırakıyorsunuz.
KORNA ÇALMAYINIZ!!!


 

Korna Çalma!
Günlük hayatta yeterince derdimiz yokmuş gibi bir de korna gürültüsü çekiyoruz. N'olur, korna çalmadan önce bir düşünün--zaten kıpırdamayan bir trafik siz gürültü yapınca açılacak mı, yoksa siz rahatlarken onca insanın rahatsız olmasına mı yol acacaksınız? (Meliha Pile)


 

Lütfen şu gereksiz ve faydasız kornalara son verelim ! Cep telefonlarının seslerinden kurtulalım artık. Titreşim özelliği varken hiç gerek yok sesli olmasına. Gerçi cep telefonuna da gerek yok ama bu topluma ne anlatacaksın. Bulmuşlar bir oyuncak ellerinde, yaşayamadığı bilinçsizlikleri ve çocuklukları (çocukları küçümsemiyorum burada) yaşamaya uğraşıyorlar. Fakat herşeyin bir yeri, zamanı var. Artık uyanma vakti geldi!


 

Gürültü

Madde 14- Kişilerin huzur ve sükununu, beden ve zihin sağlığını bozacak şekilde yönetmelikle belirlenen standartlar üzerinde gürültü çıkarılması yasaktır. Fabrika, atölye, işyeri, eğlence yeri, hizmet binaları, konutlar ve ulaşım araçlarında gürültünün asgariye indirilmesi için gerekli önlemler alınır.


 

GÜRÜLTÜ KONTROL ÇALIŞMALARI

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, ruhsatlandırma ve denetleme ile yetkili olduğu sıhhi ve gayri sıhhi müesseselerle konutlarda makine, motor ve diğer çalışmalardan kaynaklanan gürültüleri kontrol etmek için denetimlerde bulunmakta ve gerektiğinde gürültü düzeyleri aşağıya çektirilmekte ve Çevre Kanunu’na göre cezai işlem uygulanmaktadır. Gürültünün önemi nedeniyle Belediyemiz modern, her türlü ve her şiddetteki gürültü seviyesini ölçebilen iki adet komple donanımlı, elektronik ölçüm sonuçlarını “Printer”dan hemen verebilen cihaz temin etmiştir. 1999’da 155 adet tesis denetlenmiş, bunlardan 27’si taşınmak zorunda kalmış, 9 adedindeki gürültü seviyesi standartların altına düşürülmüştür. 8 adedine ise ceza-i işlem istenmiştir. İstanbul’un gürültü seviyesinin bilimsel olarak tespiti amacıyla ve gürültü haritalarının çıkarılabilmesi için yukarıda tanımlanan modern gürültü ölçüm cihazlarından birkaç adet daha alınması planlanmaktadır. Bu cihazların alınması ile karayolları, şehir içi ana arterler ve çevre yollarından, yayılan gürültülerin seviyelerini gürültü kaynağından en az 300 metre uzaklık içerisinde gösteren gürültü haritaları hazırlanacaktır. Hazırlanan bu haritalara göre imar planlarında gürültünün azaltılmasını sağlayacak tedbirlerin yönetmelikte belirtilen esaslar çerçevesinde alınması cihetine gidilecektir. Yeni yerleşimlerin planlanmasında ve özellikli yapılar için uygun yer seçiminde hazırlanacak bu haritalardan yararlanılacaktır.


 

SES KİRLİLİĞİ

Gürültü de bir çöp; ama onu her yere atıyoruz. Sonunda sağlığımız da, işitme duyumuz da tehlikeye giriyor.

Sakin bir yaz gecesinin derin sessizliğinde yağmaya başlayan yağmurun sesini dinliyorsunuz. Bir taraftan damlaların şıpırtısını işitiyorsunuz, bir taraftan da kendi sakin duygularınızı. Bu güzelliğe bir de gökyüzünden gelen bir ses eşlik ediyor: gökgürültüsü. Siz evrenin bütün sesleriyle birlikte ruhunuzu dinlendirirken, birden içinde hasta taşıyan bir ambulansın sesini andıran bir yığın gürültü geliyor kulaklarınıza. Kapılarımızın önünde duran arabalarımızın güvenlik sistemleri tüm sinir bozuculuğu ile kulaklarınızı tırmalamaya başlıyor.

Yorgun bir günün ardından deliksiz bir uykuya ihtiyaç duyup yatıyorsunuz. Tam uykuya dalacakken yan dairedekiler müziğin sesini sonuna kadar açıyorlar ve siz kalp çarpıntıları ile yatağınızdan fırlıyorsunuz.

Veya gecenin ilerleyen saatlerinde tüm apartman sakinleri olarak derin bir uykudasınız. Birden daire sakinlerinden birinin köpeği acı acı çığlıklar atmaya başlıyor ve dairelerin ışıkları bir bir yanıyor.

Ses gürültüye dönüşüyor Âdetâ bir gürültü denizinin ortasında yaşıyoruz, ancak bunun bizim için tehlike demek olduğunun farkında değiliz. Kullandığımız pek çok âletten tutun, hergün yürüdüğümüz caddeye kadar herşey gürültü üretiyor. Bunlarla yaşamak zorunda olduğumuzu düşündüğümüz için, hava kirliliğinden söz eder gibi bir gürültü kirliliğinden söz etmiyoruz.

İsterseniz durumun ciddiyetini anlamak için önce bir liste yapalım. Ev içinde neler ses üretiyor meselâ? Bulaşık makinesi, çamaşır makinesi, saç kurutma makinesi, televizyon, müzik seti, telefon... Günlük konuşmalarınızı da kavga eder tarzda yapıyorsanız, gününüzün büyük bir kısmı farklı seslerle, yani farklı uyaranlarla geçiyor demektir. Bunlar, kontrol etme imkânına sahip olduğumuz sesler. Ya bir de kontrol edemediklerimiz: trafik gürültüsü, arabaların alarmları, korna sesleri, yol yapım çalışmaları esnasında kullanılan âletler, sokak satıcılarının bağırtıları, komşunuzun oğlunun dinlediği müzik veya yakınınızda açılan bir disko...

Komşunun oğluna göre kendi dinlediği müzik, bir ev hanımına göre de elektrik süpürgesinin sesi gürültü tanımlaması içine girmiyor. Ve ses kirliliği, hava, su, toprak kirlenmesi gibi bir kirlenme olmadığı için de tanımlanması biraz zor oluyor.

Çevre Koruma Dairesi (EPA) 24 saat boyunca maruz kalınacak sesin 70 dB olması gerektiğini söylüyor—bu değer kulakta oluşabilecek hasara göre belirlenmiş olup, uyku kaybına yol açma ve stres oluşturma gibi diğer faktörler hesaba katılmamıştır. EPA, günde sekiz saat boyunca 75 dB’in üstünde sese maruz kalan işçilerin kulaklık takmaları öneriyor.

Sesle gelen işitme kaybı Yüksek düzeydeki sesin sebep olduğu en önemli sorun: işitme kaybı. 110 dB düzeyindeki sese bir dakikadan fazla bir süre sürekli olarak maruz kalındığında işitme kaybı tehlikesi ortaya çıkıyor. 100 dB’in üzerindeki seslere korumasız olarak on beş dakikadan fazla maruz kalınmaması öneriliyor. Daha düşük düzeydeki seslerin tehlike sinyalleri vermesi ise daha uzun süre işitilmesine bağlı. Örneğin günde sekiz saat 90dB düzeyinde bir ses, işitme kaybının başlangıcı olabiliyor—ki bu miktar özellikle gençlerin, walkman dinlerken, üstelik de sesi çok yükseltmeden dinlerken maruz kaldıkları miktar.

Federico Miyara, bu konu ile ilgili bir makalesinde, araştırmacıların bizi gelecek nesillerin işitme problemi olan nesiller olacakları konusunda uyardıklarını söylüyor. Toplumsal bir işitme kaybından bahsediliyor.

Ya sinirlerimiz? Gün boyu sürekli bu tür uyaranlar almak sinirlerimizi de bozuyor. Stres, tansiyonun yükselmesi, uykusuzluk ve işgücünde verim kaybı gibi sonuçlar, yüksek düzeyde sesle birlikte görülebiliyor.

Psikiyatrist Semra K. Baripoğlu, doğrudan gürültü sebebiyle gelen hastalara pek rastlamadığını, ancak gürültünün hastalar üzerinde bu tarz etkilerini gözlemlediğini söylüyor.

“İnsan psikolojisini yoran bir tarafı var gürültünün. Bu da bir tür travma. Sürekli bir dış uyaran ve yorucu bir uyaran. Kaygı düzeyini artırma konusunda bir etkisi olabiliyor.

“Bizim klinik pratiğimizde şöyle yansıması oluyor kentteki ses kirliliğinin; kaygı düzeyi biraz artmış olan insanlar, ufacık bir sesi kaldıramaz oluyorlar. Bu tür kişiler ‘Ben memleketime kaçıp kafamı dinleyeceğim’ dediklerinde, ‘Durmayın, gidin’ diyoruz.”

Gürültülü bir ortamla sessiz sakin bir ortamın insan üzerindeki etkisinin oldukça farklı olduğuna değiniyor Baripoğlu:

“Bir dönemin moda haline gelen tatil köylerinde, bir sürü kişinin olduğu o kalabalık ortamlarda tatil yapmayı tercih etmiyor artık insanlar. Tatile giderken daha sessiz, daha ıssız yerlere gidiyorlar; giderek bunu öğreniyor ve keşfediyorlar. Beyinleri, zihinleri dinlenmiş olarak yeniden iş yaşamına ve hayatlarına dönüyorlar.”

Gece içinde sesle uykunuzun bölünmesi, gün içindeki veriminizi düşürüyor. Baripoğlu, “Eğer bu durum yılda birkaç kez oluyorsa insan buna dayanabilir; ancak süreklilik söz konusu ise bunun çözümlenmesi lâzım” diyor.

Araştırmalar, Norveç nüfusunun yüzde 5’inin gürültüden kaynaklanan uyku problemine sahip olduğunu gösteriyor. Norveç gürültü sorununa çözüm getirmek için belli tedbirler alıyor. Artık binaların dizaynı ve kullanılan arazinin yeri ses kirliliğini en aza indirgeyecek şekilde olacak. Hedefleri: 2010 yılına kadar ses kirliliğini 1999 yılına oranla yüzde 25 azaltmak.

Okuma yazma ve gürültü gürültü, Sosyal davranışları ve zihinsel gelişimi de etkiliyor.

1997 yılında Cornell Üniversitesinde yapılan bir araştırma, sürekli uçak gürültüsüne maruz kalan çocukların, okumayı diğer çocuklar kadar iyi öğrenemediğini gösteriyor. Konu üzerinde çalışan psikologlar, ses kirliliğinin sonucu olarak, anne-baba ve öğretmenlerin konuşmaya daha az istekli olduklarını ve yüksek sesle okuduklarını söylüyor.

 

AYŞE NURLAN KARAN - Özgür ve Bilge Dergisi


 

KORNANIN ve HOPARLÖRÜN ANLAMI

Eskiden sokoklarda hoparlörle satış yapılmazdı. Fazladan klakson çalmak da ayıptı. Bugün bu konularda sokaklara tam bir vahşet egemen. Birkaç dakikada bir satıcılar hoparlörleriyle cayırtı koparıyor sürücüler de kornalarına ve bize rahat vermeme hakkını kendilerinde görüyorlar. Bu durumun anlamı ne olabilir?

Hoparlör, tellalların yaptığı işi kalabalıklaşan kentlerimizde etkili kılmak için, klason/korna ise yakındaki bir insana bir trafik tehlikesini haber vermek için yapılmıştı. Bizim ülkemizde bu ikisinin de anlamı değişti. Korna çalmak, sözgelimi yerine göre şu anlamlara gelebiliyor:

- Uyuma, minibüs geldi, atla!
- Boş taksi!
- Yürüsene, önünde iki karış boşluk var!
- Tependeyim, ona göre çabuk ol!
- N'aber abi?!
- N'olsun bee, idare ediyoruz işte!
- Cim - bom şampiyon! Fenerbahçe şampiyon!
- Evlendik, evlendik!
- Sünnet var, sünnet var!
- En büyük as-ker bizim as-ker!
- Arabama bakın cıs-tak, cıs tak!
- Ben geldim! Ben geldim!
.......................

Kornanın tüm bu anlamlara gelmek üzere bol bulamaç kullanılabilmesi tehlikeleri haber verme özelliğini neredeyse yok etti. Kendisini ilgilendirmeyen bunca şey söyleyebilen bu seslere kulak asmayan yurttaş mı haklı, yoksa işine geldiğinde halâ, "Önüne baksana.., bir saattirdir korna çalıyoruz burda" diyen sürücüler mi?

Hoparlörlü satışlarda ise, karikatürlerde gediklisi "patates - soğan"a, "yorgan çarşaflarııı, yatak çarşaflarııı, nevresiiim"den tutun, "zerzevatçııı geldiii, zerzevatçııı"ya kadar, türlüsü eklendi. İki hoparlörün birbirine karıştığı bile oluyor.

Böyle böyle, kornaların tehlike haber verme özelliği gibi, ivedi kamusal duyuruların hoparlörle yapılma olanağı da azaldı. Her ikisi de, dikkatinizi dağıtıyor ama, dikkat çekmiyor.

Ses çıkarma olanağı hiç olmamış bir canlı varlık birden yüksek ses çıkarma olanağına kavuşursa, önce tıpkı korna ya da hoparlör sesi gibi abuk sabuk, zevksiz, kulak ve beyin tırmalıyıcı sesler çıkarır ve her tür iletişim ihtiyacı için o sesi kullanır.

Yaşadığımız galiba bu. Ses kültürü dumura uğratılmış bir toplumda da aynı şey oluyor. Bir taraftaki basınç karşısında öbür taraf fırlıyor.

Belirli gürültü koşulları ile, kullanılabilen ortalama sözcük sayısı ters orantılı. Başka bir deyişle, toplumca ne kadar sessizseniz, kullandığınız ortalama sözcük miktarı da o kadar artıyor. Nedenini düşünmek zor değil. Bizim toplumumuzdaki gibi bol miktarda gürültü yapılabiliyor ve bu durum çoğunluğun tepkisini çekmiyorsa, o çoğunluğun dikkati genellikle derinleşmiyor demektir.

Şöyle diyebilir miyiz? : Kafasını uzun sürelerle çalıştıran ve bunu önemseyen insan sayısı ne kadar artarsa, korna, hoparlör vb. gürültü miktarı o ölçüde azalır. Kornalar da giderek başlangıçtaki işlevine, başka çarenin kalmadığı durumlarda başvurulan bir uyarı olma işlevine döner. Ya hoparlörler?

Bu söylediklerimle ilgili yakınmalarımı oturduğum ilçenin belediyesine yazdım. "Beyoğlu Belediyesi Özel Kalemi", bir klişe mektupla yanıt verdi. Gerçekten klişe bir mektup. Belli ki belediye hizmetlerine ilişkin her tür yakınmaya aynı yanıtı yollamaktalar. Mektupta birbirini yineleyen dört paragraf var, gürültüden hiç söz yok. Bu mektubu okullarda ders malzemesi olabilir, içi boş bürokratik/politik dil örneği olarak kullanılabilir diye saklayacağım. Gerçi pek kıtlığının çekildiğini sanmıyorum ama, isteyen okurlara tümünü de yollayabilirim. Fikir vermek için buraya yalnızca son paragrafı (hiç değiştirmeden) alıyorum:

"İlçemizin kültür ve sanata ev sahipliği yapmasının sonucu olarak oluşan yoğun insan sürkülasyonunun, beraberinde getirdiği önemli misyonumuzun idraki içerisinde bundan sonra da çalışmalarımızın aynı titizlik içerisinde yürütüleceği hususunu bilgilerinize rica ederim."

Hemen söyleyeyim, bu yanıtı alınca, kastımın ne olduğunu ve önerilerimi daha ayrıntılı bir biçimde yazdım belediyeye. Hani belki bu gürültülere karşı uyarıcı pankartlar asar ya da satıcılara Aygaz kamyonlarındaki gibi müzikler filan önerirler diye. Herhangi bir yanıt gelmedi.

Gürültü kirliliği konusunda yukarıda sunduğum bilgileri doğrulamıyor mu sizce bu durum?

nealpay@yahoo.com

 

 

 


BU SAYFADA GÖRMEK İSTEDİGİNİZ BİLGİ VE/VEYA BAĞLANTILARI,
AŞAĞIDAKİ FORMU DOLDURARAK İLETEBİLİRSİNİZ.
(YOU CAN SEND US YOUR INFORMATION AND/OR LINKS,
YOU WOULD LIKE TO SEE IN THIS PAGE FILLING THE FORM)

 

Ad ya da Takma Ad(Rumuz/Mahlas)
(Name or Nickname)


E-posta Adresi
(E-mail Address)

Konu/Başlık
(Subject/Topic/Title)


İçerik/Katkı/Destek/Ek/İstek/Yorum/Soru/Bozuk Adres vs. ???
(Content/Contribution/Support/Add/Request/Comment/Question/Broken Link etc. ???)

5382
( Teknik açıdan, numarayı yanındaki boşluğa girmeniz gerekmektedir. )


 

Bu sayfada arama yapmak için; klavyenizde CTRL+F tuşlarını ya da
tarayıcınızın sol üst köşesindeki [Dosya | Düzen | Görünüm] bölümündeki
[Düzen]'in altındaki "Bul" komutunu kullanınız.

(Başka sayfaların da içeriğinde arama yapmak için
aşağıdaki kutuya aradığınız sözcük ya da konuyu giriniz)

 

Bu sayfa 02 Ocak 2016 itibariyle 71 kez ziyaret edilmiştir.

6D Bilgi Hizmetleri vs. | www.6Dtr.com       FaRkLaR Kılavuzu | www.FaRkLaR.net        GösterGe Hizmetleri
Yenilikler ve Duyurular