TÜRKÇE İNGİLİZCE SÖZLÜK




acı pain
acıma pity
acımasızlık cruelty
açgözlülük tamah avarice (Habsucht)
açık clear (duru) (evident: seçik)
açıklama explanation
açıklanabilir explicable
açık ve seçik clear and distinct
açımlama (ortaya serme) expounding, explication, exposition
açınım unfolding
adcı nominalist
ahlak morals, morality
ahlak-dışı amoral
ahlaka-aykırı immoral (ayrıca: duyunçsuz, töreye aykırı vb.)
ahlaksal moral
ahlakçı moralist
aktarım transference
akış flux
aldanma deception
aldatı fallacy
algı perception
algılamak perceive
almaşık alternative
alta-alma subsumption
altbilinç subconsciousness
altgüdüm subordination
altyapı substructure
alçakgönüllülük modesty
alıcılık receptivity
alışkanlık habit, custom
alışkısal customary, habitual
amaç purpose, end, aim
anaerkillik matriarchy
analitik (çözümlemeci) analytical
anamalcılık capitalism
anasal maternal
andırım resemblance, analogy
anlak (anlama yetisi, zekâ) understanding, intellect, intelligence
anlam meaning, sense
anlamdaş synonimous
anlatı narrative
anlatım expression
anlatımcılık expressionism
anlayış mentality, conception
anlaşma agreement
anlaşılır intelligible (krşt. duyulur/ sensible)
an (bkz. anlık)
anlık (an) zihin mind (Geist)
anlıksal intellectual
anlıksalcı intellectualist
ansal mental
anı memory
aracı agent/medium
aracılık agency
aracılık (=dolaylılık) mediation
araç means
araçsalcı instrumentalist
araçsalcılık instrumentalism
araçsallık instrumentality
araştırma search, research
ardıl successor
ardışıklık succession
arkatasar background
artı-değer surplus-value
arı pure
ast subject (üst: superior)
astlık inferiority (krşt.: üstlük: superiority)
asıl authentic, genuine
asıllık authenticity; asıl[sız](lık) [ in] authentic(ity)
aşırı-baskıcı supra-repressive
aşırı-gelişmişlik overdevelopment
aşkın transcendent
aşkınsal transcendental
Aydınlanma Enlightenment
aydınlanmış enlightened
aygıt apparatus
aykırı contrary
aykırılık contrariety
aynı(lık) same(ness)
ayrı different, distinct
ayrık disjunctive
ayrıksı eccentric
ayrım difference, distinction
ayrımsama apprehension
ayrımsamak apprehend
ayrışık heterogenous
ayrışıklık heteronomy
ayrışımlı differential
ayırdetmek distinguish
ayırma seperation



babaerkil patriarchal
babaözeksel patricentric
baba öldürme parricide
bakışık symmetrical
bakışım symmetry
bakışımsız assymetrical
barışçıllaştırma pacification
baskı repression
baskıcı repressive
baskıcılık repressiveness
bastırmak supress
bayağılık baseness
başarım achievement
başat dominant, predominant
başatlık predominance
başkacıl altruistic
başkacıllık altruism
bağdaşmaz incompatible, repugnant
bağdaşır compatible
bağıntı connection
bağlam context
bağlantı connexion
bağlaşma allegiance, alliance
bağlaşık ally
bağlılaşık correlated, correlative
bağlılaşım correlation
bağlılık (-gösterme) allegiance (uyruk ve egemen bağlamında)
bağımlılık dependence
bağıt compact,covenant, pact
beceri talent; artifice (?doğal? anlatımı ile göreli olarak)
beden body
bedensel corporeal, somatic, physical
belgi slogan
belgin precise
belgitlemek (tanıtlamak) demonstrate, proof
belgitleme (tanıtlama) demonstration, proof
belgitli (tanıtlı) demonstrative; apodictic
belirgin definite
beliriş manifestation
belirlenim determination (vocation: yazgı)
belirlenimci deterministic
belirlenimcilik determinism
belirlenimsizcilik indeterminism
belirli determinate, specific
belirlilik determinateness
belirti symptom
belirtik explicit
belirtme sözcüğü article
belit aphorism, axiom
belit(sel) axiom(atic)
belitleme aphorism
bellek memory
ben ego (?kendi?: self)
bencillik egoism
bengi (ebedi) eternal
bengilik eternity
benlik selfhood
benzerlik similarity
benzeş(tir)mek assimilate
benzeşme assimilation
benzeş(tir)me assimilation
beti (şekil) figure
betilenim configuration
betimleme description
betimlemeci descriptive
betimlemek describe
beğeni taste
beğeni yargısı the judgment of taste
beğenme (onaylama, onama) approval, approbation (Alm: Wohlgefallen)
bildiri enunciation
bildirilmiş din revealed religion
bildirim statement
bileşen component
bileşik composite
bileşim combination,composition
bilge wise man
bilgelik wisdom
bilgi knowledge, information, cognition
bilgikuramı epistemology
bilgilenme cognition
bilgisizlik ignorance
bilgi knowledge
bilim science
bilimsel scientific
bilinemezci agnostic
bilinemezcilik agnosticism
bilinç consciousness (Bewußtsein)
bilinçaltı the unconsciouss(das Unbewußt)
bilişim information
bilişsel cognitive
bir one
birarada varolma co-existence
birci monistic
bircilik monism
birey individual
bireysel individual
birey(sel)ci individualist
birey(sel)cilik individualism
birey(sel)leşme individuation
bireşim synthesis
bireşimli synthetic, synthetical
bireşimse synthetic, synthetical
birikimli cumulative
birim unity
birincil prime, principal
birlik unity
birliktelik conjunction
birşey something
bitişiklik contiguity
bitkisel vegetative
biçem style
biçemleştirme stylization
biçim form
biçim(sel)cilik formalism
biçimdeş(lik) uniform(ity)
biçimsel formal
boyuneğ(dir)me subjugation
boyuneğme obedience
bozukvargı paralogism
boşinanç superstition
bölümsel partial
bölüngü faction
budunbetim ethnography
bulanık obscure
bulanıklaştırıcı obscurantist
bulgulatıcı heuristic
bulutsu galaxy, nebulae
bunalım crisis
burgaç vortex
buyruk command
buyrum imperative Kesin b.: categorical I.; varsayımlı b.: hypothetical I.
bütüncül totaliter
bütüncülcü totalitarian, totaliter
bütüncülcülük totalitarianism
bütünlük totality
bütünsel total


canlıcılık animism
cins genus
cisim body
cisimsel corporeal
cisimselleşme corporealisation
coşku enthusiasm


çalışma work
çatışkı antinomy
çatışma conflict
çağdaş contemporary
çağrı calling (görev, ödev)
çağrışım association
çekim attraction
çekinik reclusive
çekişme strife
çelişki contradiction, repugnance
çevren (ufuk) horizon
çevrim revolution, rotation
çıkar interest
çıkarsama inference (deduction: tümdengelim; induction: tümevarım)
çıkarsamalı (tümdengelimli) deductive
çıkarsamak infer, deduce
çıkarsız disinterested
çıldırı psychosis
çığır epoch
çilecilik ascetism
çirkinlik deformity
çizge diagram
çoklu manifold
çoğulcu pluralistic
çoğulculuk pluralism
çöküntü depression
çözümlem analytic
çözümleme analysis
çözümlemeci analytical
çözümsel analytic/analytical


dalınç trance
darlık scarcity
davranış act, behaviour
davranışçı behaviourist
davranışcılık behaviorism
dayanak subject, substratum
dayanç (sabır) patience
dayatmak enforce, impose
dehşet dread
deneme essay
denetim control, domination, manipulation
deney experiment
deneyim (görgülenim, yaşantı) experience (Alm. Erfahrung)
deneyselcilik experimentalism
derin-düşünce reflexion
devim, devinim motion, movement
devinirlik momentum
devirici subversive
devirme subversion
devrim revolution
değer (vakar) dignity, value (Würde)
değerbilim (değer kuramı) axiology
değerleme evaluation,valuation
değersel axiological (axio-logy: değer kuramı)
değişim change, variation
değişki modification, affection
değişmez constant
değşinim vicissitude
dışardan exogenous
dışrak exoteric
dışvarlık (belirli varlık) being determinate (Alm. Dasein)
diluzluğu rhetoric
dinerksel theocratic
dirilik liveliness, vivacity
dirimli animate, living
dirimsel living, vital
dirimselcilik vitalism
dizem rhythm
dizge system
dizi series
dizilim sequence
doğru(dan) direct(ly)
doğrulama affirmation
doğrulamak affirm
dokunma (duyusu) feeling
dolaylı mediate
dolaylılık (aracılık) mediation
dolaysız immediate
dolaysızlık immediacy
dolayısıyla by means of
doyum satisfaction
doğa nature
doğalcı naturalist
doğalcılık naturalism
doğaüstücülük supernaturalism
doğru right (hak, tüze); correct, true
doğrulama affirmation; verification
doğrulamak affirm; verify
doğruçizgili rectilinear
doğuştan congenital
dölyatağı womb
dölüt foetus
dön(dürül)me (dine, bir inanca vb.) conversion
duruk static
durulaştırma elucidation
durulaştırmak clarify
durum disposition; case, situation; instance
duyarlı sensitive
duyarlık sensitivity; sensibility
duyusallık sensuousness
duygu feeling, affection, emotion
duygudaşlık sympathy
duygusal emotional
duygusalcılık emotivism, sentimentalism
duyu sense
duyu-algısı sense-perception
duyu-izlenimleri sense-impressions
duyu-pekinliği sense-certainty
duyu-verileri sense-data
duyu-yitimi anaesthesia
duyulur sensible Krşt. anlaşılır/ intelligible; duyulurlar/ the sensible
duyulurüstü supersensible,supersensuous
duyum sensation
duyumculuk sensationalism
duyumsalcılık sensationalism
duyunç (vicdan) conscience (Alm. Gewissen)
duyusal sensual, sensuous, sensory
duyusal-algı sense-perception
duyusalcı sensualist
duyusallık sensuousness
dürtü impulse
dürtüsel impulsive
düşkü hobby
düşkünlük indulgence, mania
düşkırıklığı disappointment
düşlem phantasy, revery, fancy
düşlemsel fantastic, fantastical
düşümdeş coincident
düşünce idea, thought
düşünsel ideal
düzen order
düzenek mechanism
düzenekbilim mechanics
düzeneksel mechanical, mechanistic
düzenekçi mechanistic
düzensizlik disorder
düzgü maxim


edilgin passive
edilginlik passivity
edim act, deed
edimleme performance
edimleme (yerine getirme, icra) execution
edimsel (fiili) actual (karşıtı: gizil, potensiyel)
edimsellik actuality/Wirklichkeit
egemen soverign
egemenlik domination
eğilim inclination, tendency, predisposition, (archaic) affection
eğinim affinity
eğitbilim pedagogy
eğitim education
eğitsel educational
eğri wrong (yanlış)
ekin (kültür) culture
ekinsel cultural
eksikli imperfect
eksiksiz perfect
eksiksizlik perfection
elezerlik sadism
eleştirel critical
eleştiri critique
eliaçıklık liberality
emek labour
enaz minimum
endişe anxiety (Alm. Angst)
engelleme inhibition
engelleyici inhibitory
enuygun optimum
erdem virtue
erdemsiz vicious
erdemsizlik vice (kusur)
erek end, purpose, telos
erekbilim teleology
ereksel teleological
ereksellik, erekbilim teleology
ereksel, erekbilimsel teleologic, teleological
erim (menzil) range
erinlik puberty
erinç well-being (iyilik)
erk (iktidar, güç) power
erke energy
erkin liberal
erkinlik liberalism
erkinlik liberty
erkinlikçilik liberalism
esenlik salvation
esrime ectasy
eş-gizilgüç equepotentiality
eşey (cinsiyet) sex
eşey-ayrımsız asexual
eşeysel (cinsel) sexual
eşeysel-olmayan non-sexual
eşeyselliksiz asexual
eşgüdüm coordination
eşgüdümlü coordinate
eşlem copy
eşölçümlü commensurate
eşölçümsüz incommensurate
etken actor
etker effective, efficient
etkerlik effectivenes, efficacy, efficiency
etki effect; influence
etkileşim interaction
etkili effective,efficient
etkililik efficiency, efficacy
etkin active
etkinlik activity
etmen agent, factor
evren world, universe
evrenbilim cosmology
evrensel universal
evrik inverted
evrim evolution
eytişim dialectic
eytişim(sel) dialectic(al)



geçek (izlek) course
gelenek tradition
geleneksel traditional
gelişim development
genel general
geneleme tautology
genelleme generalisation
gerek ought (Sollen)
gereksinim need
gerekçe rationale
gereç material; matter; stuff
gerginlik tension
gerici reactionary
gerileme regression
gerileyici regressive
gerilim stress (gerginlik= tension)
gerinim strain
gerçek true, real
gerçeklik truth, reality (olgusallık)
gerçekleşme fulfillment, realization
gerçeküstü surrealist
gerçeküstücü surrealist
gerçeküstücülük surrealism
gerçekçilik realism
geçerli valid
geçerlik validity
geçici transient
geçiş transition
gidimli discursive
(intuitive, sezgisel, duyusal ile karşıtlık içinde)
girik indented
girişim enterprise
giz secret
gizem mystrey
gizemci mystic
gizemcilik mysticism
gizemli mystical
gizemsel mystical
gizil potential (kendinde, örtük) (krşt. edimsel/ actual)
gizilgüç (gizillik) potentiality (krşt. edimsellik/ actuality)
gizillik potency, potentiality
gizli occult
gizlilik (mahremiyet) privacy
gönderge referent (gönderme nesnesi)
gönderme reference
gönenç affluence
gönenç prosperity
göreci relativist
görecilik relativism
göreli relative
görelilik relativity
görenek observance, usage
görgü propriety
görgücü empiricist
görgücülük empiricism
görgül empirical
görgülemek (görgüsünü, deneyimini edinmek; yaşamak) experience
görgülenim (deneyim) experience
görüngü appearance, phenomenon
görüngübilim phenomenology
görüngüsel phenomenal
görünüş semblance, appearance, show (Alm. Schein)
görüş view; ? sentiments?(sözcük çoğul olarak kullanıldığında)
gösterim demonstration
gösterme (sergileme/gösteri) display
göze(cik) (hücre) cell
gözlem observation
gözükaralık foolhardiness
gücenme resentment
güdü impulse, motive (Triebsfedern)
güdüleme motivation
güdülemek impel, motivate
güzellik beauty
güç strength, power


hak right
haktanırlık equity
hayranlık admiration
haz pleasure
hazcılık hedonism
herşeyden-güçlü omnipotent
heyecan emotion
his sentiment
hiçbirşey nothing
hiçlik non-entity; nothingness
hoş pleasant, agreeable
hoşgörü toleration
hoşnutluk contentment
huy temper
hırs ambition


ılgım (serap) mirage
ılımlılık temperance
ıra character
ırasal (özellik) characteristic
ışınma irradiation


iç-bağ cohesion
iç-zina incest
içbakış introspection
içe-yansıtma introjection
içebakış introspection
içerik content
içerleme resentment (Fr. ressentiment)
içermek comprise
içgüdü instinct
içgüdüsel intinctive
içgörü insight
içkin immanent (krşt. aşkın/ transcendent)
içkincilik immanentism
içrek esoteric
içselleştirme internalize
içsellik inwardness
ideal ideal
idealizm idealism
ikicilik dualism
ikilem dilemma
ikilik (ikileme) dichotomy
ikircim ambiguity
ilenç (ilenme) curse, damnation
ilerici progressive
ileri sürmek assert
ilerleme progress
iletişim communication
ilgi interest
ilgisizlik indifference
ilim learning
ilinek accident
ilinek raslantı accident
ilineksel accidental
ilintilik (ilintili olma) inherence, (=inhesion) (karşıt: kalıcılık, subsistence)
ilişki relation
ilke principle
ilkel primitive
ilkörnek archetype (arketip), prototype
im sign
imge image
imgelem imagination
imgesel imaginary
imlem significance, signification
inak(çı) dogma(tist)
inakçılık dogmatism
inanca (teminat) assurance
inanç belief, faith
inanççılık fideism
inceleme study, treatise
indirgeme reduction
insanbiçimcilik anthropomorphism
insanbiçimsel anthropomorphic
insancılık humanism
irdeleme consideration
irkitme induction
istek desire
isteksizlik aversion
istem demand
istemcilik voluntarism
istemselcilik voluntarizm
istenç irade will, volition
işlemsel operative, operational
işlemselcilik operationalism
işlev function
işlevselcilik functionalism
işleyim industry
işleyimsel/işleyimci industrial
işgücü labor force
itki (iştah) appetite; urge, drive
itkisel appetitive
itmek impel
iveğen (ivecen, acil) acute
iyelik possession
iyelikçi possessive
iyelikçilik possessiveness
iyi(lik) good(ness)
iyilikseverlik benevolence
izge tayf spectrum
izlek (geçek) course
izlence program
izlenim impression



kafa yapısı mentality(anlayış)
kahraman hero. c01
kalabalık crowd
kalıcı subsistent
kalıcılık subsistence
kamutanrıcı pantheist
kamutanrıcılık pantheism
kanı conviction
kanıt evidence
kanıtlama demonstration
kaos chaos (düzensizlik; krşt. kozmoz)
karmaşa complex(ity)
karmaşık complex
karışık confused, mixed
karşı-duygudaşlık antipathy
karşı-ussalcılık irrationalism
karşılaştırma comparison
karşılık response
karşılık düşme correspondence
karşılılık reciprocity
karşısav antithesis
karşıt antagonist, opposite
karşıt(çı)lık opposition
karşıçıkış objection
kavram concept, conception, notion
kavramak comprehend, conceive
kaygı concern
kayra grace,providence
kazanımcı acquisitive
keder grief
kefaret redemption
kefaret etmek redeem
kendi self
kendilik entity
kendiliğinden automatically, spontaneous
kendiliğindenlik spontaneity
kendinde-şey thing-in-itself
kendini beğenmişlik pride
kendini hor görme humility
kendini küçük görme humility
kesimleme dissection
kesin buyrum categorical imperative
kesirsiz (sayılar) irrational (numbers)
kılgı practice, praxis
kılgın (kılgısal) practical
kıpı (ân) moment
kıskançlık envy
kısıtlama constraint
kıyısal marginal
kibir vanity
kip mode (ayrıca tarz, yol)
kipleşme, kiplik modality
kipsel modal
kişi person
kişisel personal, private
konutlamak posit, postulate
korku fear
kozmoz (acun) cosmos
koşaç (?dir?) copula (? is?)
koşul condition
koşullu conditional
koşut parallel
kökenbilim etymology
kökensel original
köktenci radical
köle slave
kösnü concupiscence, sensuality, lust
kösnül (tensel) sensual/libidinous
kötülük evil
kötümser pessimist
kural rule
kurallılık regularity, uniformity
kuram theory
kuramsal theoretical
kurgu speculation (= theory); fiction
kurgul speculative (kuramsal)
kurgusal speculative; fictional
kurtuluş liberation
kuruntu chimera
kutlu blissful
kutluluk beatitude
kutsal holly
kutsallık holiness
kutsama sacrament
kutsayıcı beatific
kuvvet force
kuşkucu sceptic
kuşkuculuk scepticism



meşru legitimate
mutluluk happiness
mutçu hedonist, hedonistic
mutçuluk eudamonism
mülkiyet property


nahoş(luk) unpleasant(ness)
neden cause
nedensellik causality
nefret hatred
nesne object
nesnel objective
nesnellik objectivity
neşe joy
nice quantum (=how much)
nicel quantitative
niceleştirme quantification
nicelik quantity
nitel qualitative
nitelik quality
niyet(sel) intention(al)
niyet(sel)(lik) intention(al)(ity)


olanak possibility
olanaklı possible
olası probable
olasılık probability
olay vaka case
olağan usual
olağan(dışı) (extra) ordinary
olağandışı unusual
olağanüstü extraordinary, exceptional
olgu fact
olgu-dışı unreal
olgucu positivist
olguculuk positivism
olgusal real, factual
olgusallaşma realization
olgusal(lık) real(ity)
olumlu affirmative, positive
olumsal (olabilir ya da olmayabilir) contingent
olumsallık raslantısallık contingency (Alm. Zufälligkeit)
olumsuzlama negation
olumsuzlamak negate
oluş becoming
onay assent,consent
onaylama approbation
onaylamama disapprobation
orantı proportion
ortaklaşa collective
ortaklaşacılık communism, collectivism
ortaklaşım communion
ortaklık community
ortam medium


ödev duty
ödleklik pusilanimity
ödün compromise
öfke anger
ölçü measure
ölçülülük temperance
ölçün standard, norm
ölçünleştirici normative
ölçüt criterion
ön-Ben pre-ego
ön-düşünce preconception
ön-öğreti propaedeutic
ön-varoluş pre-existence
önalıntı epigraph
önceki antecedent (sonraki consequent)
öncel precedessor
önceleme anticipation
öncül premiss
önerme proposition
önesürüm assertion
öngerektirmek, varsaymak presuppose
öngörü discretion
önsav hypothesis
önsavsal (varsayımsal) hypothetical
önsel prior
önsellik priority
önsöylem prologue
önyargı prejudice
örge motif
örgen organ
örgenlik organism
örgensel organic/organical
örnek example
örneksel exemplary
örtmeceli euphemistic
örtük tacit, implicit
örtük olarak implicitely (=implicitly)
örtüşmek overlap
örüntü network, pattern
öte-dil dilin dili, metalanguage
öte-çıkarsama extrapolate
öteleme transportation, transference
öykünme imitation
öz essence (Alm. Wesen)
öz-beliriş (kendini belirtiş) self-manifestation
öz-belirlenim self-determination
öz-bilgi self-knowledge
öz-bilinç self-consciousness (Alm. Selbstbewußtsein)
öz-denetim self-control
öz-erotizm autoeroticism
öz-sakınım self-preservation
öz-üstenim (kendi üstüne almak) self-commitment
özbilinç self-consciousness
özdek matter
özdeksel material
özdeksel-olmayan immaterial
özdeksizcilik immaterialism
özdekçi materialist
özdekçilik materialism
özdeş identical
özdeşleşme identification
özdeşlik identity
özedimli automatic
özedimlileşme automation
özedimlileşme automatization
özek merkez center
özekkaç centrifugal
özeksel central
özekçek centripetal
özel special, particular
özellik property
özenç caprice
özençli capricious
özerk autonomous
özerklik autonomy
özerksiz heteronomous
özerksizlik heteronomy
özezerlik mazoşizm
özgelişim ontogenesis (bireyin gelişimi)
özgür free
özgürlük freedom
özgörü prudence (kendi çıkarlarını gözeten sağgörü)
özne subject
öznel subjective
öznellik subjectivity
özsel essential
özsu spirit
özyaşamöyküsü autobiography
özünlü inherent,intrinsic
öğe element
öğesel (temel) elementary
öğreti doctrine


pekin certain
pekinlik certainty
pekiştirme reinforcement
perhiz abstinance


rahatsızlık disorder, disturbance (Alm. Störung)
rahatsızlık uneasiness; discontent
ruh soul (Alm. Seele)
ruh-göçü transmigration
ruhbilim psychology
ruhçözümleme psychoanalysis
ruhçözümsel psychoanalytic
ruhsal psychical
ruhsağaltım psychiatry


sabuklama delusion
sakınım preservation
sakınım preservation
saltık absolute
san title
sanat art
sanrı hallucination
sanı opinion
saplantı obsession
sapınç aberration
sav thesis
savunmacı apologetic,apologist
saygı respect, esteem
sayıltı presupposition, assumption, supposition
saçma absurd
sağaltıcı therapeutic
sağaltım therapy
sağaltımcı therapeutic
sağduyu common sense
sağgörü prudence
sağın(lık) exact(ness)
seferberlik mobilisation
sefillik misery
semptom (belirti) symptom
sergileme display
sesdeş eqivocal, homonymous
sevecenlik kindness, tenderness
sevgi love
sevinç joy
sezgi intuition (Alm. Anschauung)
seçik(lik) distinct(ness)
sıkı rigorous; (Alm. Strenge)
sıkılık rigor
sıkıntı distress
sınama test
sınırsız unlimited (Yun. apeiron)
sıradan common, ordinary
sıralama enumeration
sığa capacity
simge(cilik) symbol(ism)
simgesel symbolic
sinirce neurosis
sinirceli neurotic
somut concrete
sonlu finite
sonraki consequent
sonsal final, posterior
sonsalcı finalistic
sonsallık finality
sonsuz infinite
sonsöylem epilogue
sonurgu corollary
soygelişim phylogenesis
soysal generic
soyut abstract
soyutlama abstraction
soğurmak absorb
sömürü exploitation
söylem discourse,dissertation
söz word
sözdizim syntax
sözleşme contract
sözyitimi aphasia
sunum (arz) supply
suç guilt
süre duration
süredurum inertia
süredurumlu inert
sürekli (sft.) ) continuous; (ad) continuum
süreklilik continuity
süreç process


şefkat compassion
şekil shape
şey thing
şeyleşme reification
şirinlik charm (Alm. Anmut) (ayrıca: zerafet, incelik; charm: tılsım)


tahmin conjecture
talih fortune
tamalgı apperception (özbilinçli algı, seçik algı)
tamlık completeness
tanı diagnosis
tanım(lama) definition
tanıt(lama) proof, demonstration
tanrıbilim theology
tanrılık deity
tanrısal divine
tanrıtanımaz atheist
tanrıtanımazlık atheism
tanrıtanır theist
tanrıtanırcılık theism
tanrıözeksel theocentric
tansık miracle
tarihselcilik historicism
tasa care
tasar design, plan, conception, project
tasarım represetation, conception
tasım syllogism
tasımlamacı sylogistic, discursive
tecim business,commerce,trade
tekbenci solipsist
tekbiçimli uniform
tekerk monarch
tekerklik monarchy
tekil singular
temel fundamental
temsil representation
tensel corporeal, sensual (kösnül)
tensellik sensualitytepke reflex
tepkesel reflexive
tepki reaction
tepkici reactionary (gerici)
tersinmez irreversible
tikel particular
tin spirit (Alm. Geist)
tinsel spiritual
toplak aggregate,aggregation
topluluk community
topluluksal communal
toplum-dışı asocial
toplum-ötesi metasocial
topluma-karşı anti-social
toplumcu socialist
toplumcul sociable
toplumculuk socialism
töre custom, ethic
törebilim ethics
törel ethical, moral
törellik ethics; ethical life (Alm. Sittlichkeit)
töresizlik immorality
töz substance
tözsel substantial
tözsel-dönüşüm transsubstantiation
tözselleştirmek hypostatize
tözsellik substantiality
tutarlılık consistency
tutku passion
tutturma collage (karşı-sanat bağlamında)
tutuculuk conservatism
tutum attitude
tümdengelim deduction
tümdengelimli, tümdengelimci deductive
tümevarım induction
tümevarıımlı, tümevarıımcı inductive
tümleşme integration (bütünleşme)
tür species
türdeş homogenous
türe adalet justice
türe(sizlik) (in) justice
türlülük diversity
tüze (hukuk, hak) right (Alm. Recht); law
tüzel legal


umutsuzluk despair
unutkanlık amnesia
us (logos, nous) reason (Alm. Vernunft)
usauygun reasonable
usayatkın plausible
usdışı irrational
uslamlama ratiocination, reasoning, argument
ussal rational
ussalcı rationalist
ussalcılık rationalism
ussallaş(tır)ma rationalisation
ussallaştırma rationalisation
ussallık rationality
uyarı excitation,stimulus
uyarıcı excitatory
uydurma fiction
uygarlık civilisation
uygulayım technique
uygulayımbilim technology
uygulayımsal technical
uylaşım consensus,convention
uylaşımsal conventional
uylaşımsallaştırmak conventionalize
uyruk subject
uysallık meekness
uyum harmony
uyurgezerlik somnambulism
uyuşum conformity
uyuşumcu conformist
uyuşumculuk conformism
uzam extension
uzamlı extended
uzay space
uzlaşma reconciliation


üretim production
ürkü dread
üstenim (taahhüt) commitment
üst(ün)lük superiority
üstyapı superstructure
üstünlük advantage
üzerine-düşünme derin düşünme reflection
üst-ben superego
üst-insan, üstün-insan Superman (Alm. der Übermensch)


vaaz sermon
vaaz etmek preach
vaftiz etmek christen, baptise
vargı conclusion
varlık being, the existent
varlıkbilim ontology
varlıkbilimsel ontological
varoluş existence
varoluşçu existentialist
varoluşçuluk existentialism
varoluşsal existential
varsaymak presuppose, assume
varsayım presupposition, supposition
varsayımsal hypothetical
vesile(cilik) occasion(alism)


yabancılaşma alienation, estrangement
yadsıma denial, negation
yadsımak deny, negate
yakınsaşma convergence
yakınsaşmak converge
yalın simple
yanlış wrong (eğri); false; mistake
yanlışlama falsification
yanlışlık falsehood (=falsity) , mistake, error
yansıtma projection
yansız neutral
yanılgı error
yanılsama illusion
yapay artificial
yapmacık affectation
yapı construction,structure
yapılaştırma (yorum) construction
yapıntı fiction (uydurma)
yapısal structural
yararcılık utilitarianism
yararlık utility
yaratı creation
yaratılma (yaratılış) generation, creation
yargı judgment
yarışma(cılık) competition
yarışmacı competitive
yasa law
yaşambilim biology
yaşantı (deneyim) experience (Alm. Erleben)
yatkınlık disposition, propensity
yazanak report
yazgı vocation, fate (destiny) (tanrısal belirlenim)
yazgıcılık fatalism
yazın (edebiyat) literature
yeniden-yorum reconstruction (çözümleme, kurma)
yeniden değerlendirme (Umveretung) transvaluation
yerbetisel topographical
yerdeğiştirme displacement
yerözeksel geocentric
yetenek talent, capacity
yeterli adequate
yeti power, faculty
yetişkin adult
yetke authority
yetkeci authoritarian,authoritative
yetkecilik authoritarianism
yetkin competent
yetkinlik competence
yeğinlik intensity
yineleme repetition
yokluk nothing(ness) , non-being
yoksamacılık nihilism
yoksunluk privation
yordam procedure
yorum construction, interpretation
yorumbilim hermeneutics
yoz(laşmış) decadent
yoğuşturmak condense
yönerge directive
yönetmek rule
yönlendirmek orient(ate)
yönlenim orientation
yöntem method
yöntembilim methodology
yurttaşlık yasaları civil laws
yurttaş erki civil power
yüce sublime
yücegönüllülük generosity
yüceltme sublimation
yüceltme-çözülüşü desublimation
yüceltmek sublimate
yüceruhluluk magnanimity
yüklem predicate, attribute
yüksüz neutral
yüksüzleştirme neutralisation
yükümlülük obligation
yüreklilik courage


zahmet toil
zamandizinsel chronological
zemin ground
zıtlık contrast
zor force
zoraki compulsive
zorlama constraint
zorlayıcı coercive,compulsive
zorunluk necessity
zulüm oppression



 

 

 


BU SAYFADA GÖRMEK İSTEDİGİNİZ BİLGİ VE/VEYA BAĞLANTILARI,
AŞAĞIDAKİ FORMU DOLDURARAK İLETEBİLİRSİNİZ.
(YOU CAN SEND US YOUR INFORMATION AND/OR LINKS,
YOU WOULD LIKE TO SEE IN THIS PAGE FILLING THE FORM)

 

Ad ya da Takma Ad(Rumuz/Mahlas)
(Name or Nickname)


E-posta Adresi
(E-mail Address)

Konu/Başlık
(Subject/Topic/Title)


İçerik/Katkı/Destek/Ek/İstek/Yorum/Soru/Bozuk Adres vs. ???
(Content/Contribution/Support/Add/Request/Comment/Question/Broken Link etc. ???)

6474
( Teknik açıdan, numarayı yanındaki boşluğa girmeniz gerekmektedir. )


 

Bu sayfada arama yapmak için; klavyenizde CTRL+F tuşlarını ya da
tarayıcınızın sol üst köşesindeki [Dosya | Düzen | Görünüm] bölümündeki
[Düzen]'in altındaki "Bul" komutunu kullanınız.

(Başka sayfaların da içeriğinde arama yapmak için
aşağıdaki kutuya aradığınız sözcük ya da konuyu giriniz)

 

Bu sayfa 02 Ocak 2016 itibariyle 33 kez ziyaret edilmiştir.

6D Bilgi Hizmetleri vs. | www.6Dtr.com       FaRkLaR Kılavuzu | www.FaRkLaR.net        GösterGe Hizmetleri
Yenilikler ve Duyurular