ÖYKÜNCE("FABL")

 

 

 

KIRKAYAK

Hayvanlar kendi aralarında günlük faaliyetlerini devam ettirmelerinin yanısıra, zaman zaman çeşitli sosyal etkinlikler de düzenliyorlar. Kimisi şarkı söylüyor, kimisi tiyatro, taklit, kimisi dans ederek hep birlikte eğleniyorlar. Fakat içlerinde biri bunlardan hiç memnun değil. KURBAĞA! Bu kurbağanın hiç sevmediği biri var. O da bu gösterilerde en yetenekli, en usta, herkesin gönlünde taht kurmuş, en başarılı dansçı olan KIRKAYAK. Fakat bir türlü Kırkayak'ın başarısını kabullenemeyen kurbağa her fırsatta onu kötüler, ona çeşitli tuzaklar kurar ve hiçbirinde de başarılı olamaz. Yine bir gün evinde oturmuş, nasıl bir tuzak kursam da artık bir daha hiç dans edemese diye düşünürken kafasında adice (kendi açısından parlak) bir fikir belirir. Alır kağıdı kalemi eline, üç sayfalık bir mektup yazar.

İlk iki sayfa övgü dolu sözlerle doludur;

" Ben, sizi çok beğenen bir hayranınızım. Tüm gösterilerinizi kaçırmadan izlerim. Arkadaşlarıma da hep anlatırım sizin ne kadar yetenekli, ne kadar usta olduğunuzu. Bence hiç kimse sizin kadar iyi dans edemez. En iyisi sizsiniz. Sizi kutluyorum ve başarılar diliyorum." Üçüncü sayfaya geldiğinde tüm bu övgülerin ardından bir soru gelir.

"Gerçekten çok çok iyisiniz. Bir profesyonelsiniz. Fakat nasıl oluyor da, kırk ayağınızı birden, karıştırmadan, bu kadar iyi dans edebiliyorsunuz?"

Böyle bir soruyla kafası karışan Kırkayak artık bir daha dans edemez noktaya gelir.

 

Düşündürdükleri;

- Hayatımızda bir cümlenin, bir kelimenin, ne kadar etkili olabildiği;
- Konuştuklarımızın ve yaptıklarımızın ne derecede etkili olabildiği;
- Bazı bilgileri zamanında, yerinde, kişiye ve olaylara göre değerlendirme gibi büyük sorumluluğumuzun olduğu;.
- Kişileri ve kitleleri manüple etmek gibi bir hataya düşmemek gerektiği.


 

DAYANIŞMA

(Üveyik - Keklik - Ördek, üçü beraber sahneye çıkarlar, izleyicilere selam verirler.)
- Merhaba arkadaşlar biz birkaç av kuşuyuz.

Üveyik - Benim adım şirin Üveyik!
Keklik - Merhaba, ben zeki Keklik!
Ördek - Merhaba ben bay Vak Vak!.. Tanıştığımıza sevindim de (Keklik'e döner) senin adın neden Zeki?
Keklik - Çünkü ben çok akıllıyım. Her bir sorunu çözerim.
Üveyik - İyi öyle ise, benim bir sorunum var buna çözüm bulabiliyor misin?
Keklik - Söyle bakalım sorunun nedir ?
Üveyik - Benim sorunum avcılar...
Keklik - Ne...? Hani nerede avcılar? (Korkuyla)
Ördek - Benim de sorunum aynı...
Keklik - Kusura bakmayın arkadaşlar buna bir çözüm bulamam. Neden derseniz; benim de sorunum avcılardır. Tek başıma sorunu çözemem. Ama hepimiz birlik olursak belki bu sorunu çözebiliriz. Yalnız çok dikkatli olmalıyız.
Üveyik - Ben bu düşünceye katılıyorum. Ancak bir plan yapmalıyız.
Ördek - Evet iyi bir plan... Vak vak!
Keklik - Tüm arkadaşları uyarmak gerekir.
Ördek - Ben bizimkileri uyarayım, siz de sizinkileri uyarın.
Üveyik - Benim bildiğim, avcıların elinde bizim seslere benzer ses çıkaran aletleri var. Avcılar gelince ses çıkarmayacağız ki bizim seslerle alet sesleri birbirine karışmasın.
Ördek - Önce sessizlik... Vak!
Üveyik - Aman dikkat!..
Keklik - Alet sesine kanan arkadaşlar gidip avcıların torbalarına konuyorlar ve tabii av çorbası oluyorlar !..
Üveyik - Dikkatli olalım seslere kanmayalım.
Ördek - Avcıların torbasına konmayalım.
Keklik - Haydi herkes kendi cinslerine haber versin, planımızı açıklasın.

( Herkes yanlarına birkaç arkadaş alarak ormana, dağa bayıra, göle ovaya dağılmışlar, tüm kuşları uyarmışlar. Tekrar üçü planlanan yere gelmişler. )

Keklik - Herşey tamam mı arkadaşlar?
Ördek - Tüm ördeklere haber verdik.
Üveyik - Tüm kuşlara haber saldık. Suss !.. Bir ses duydunuz mu?
Ördek - Benim karnım açlıktan guruldadı da...
Keklik - Öyle ise birlikte sofra hazırlayıp başarımızı kutlayalım. Ha ne dersiniz?
Ördek - Üveyik - Tamam deriz, ne diyelim!...

Elif ENGİN
7/A No.102
Lalaşahinpaşa İlköğretim Okulu

Eşref YILMAZ'ın, "ÇOCUKLAR DA YAZAR" adlı kitabından. (GÜNİZİ KİTAPLIĞI)


 

KUYRUK ACISI

Zamanın birinde bir oduncu, ormanda odun keserken çalı arasında bir yılana rastlamış. Elindeki baltayı kaldırıp yılanın başını vurmak üzereyken bir an göz göze gelmiş. Yaradana olan aşkı -yılan bile olsa- yaratılana yansımış ve yılanı vurmaya kıyamamış. Yılan da duygulanmış, dile gelmiş. Ey insan, sen bana kıyamadın, ben de sana bir iyilik edeceğim demiş. Bir kör kuyuya dalmış ve kaybolmuş.

Biraz sonra ağzında bir altın lira ile dönmüş ve oduncuya uzatmış. "Bundan böyle ömür boyu sana her gün bir altın lira vereceğim." Oduncu altını bozdurmuş ve evinde o gün şenlik olmuş. Hiçkimseye olan biteni anlatmamış, ailesi dahil. Herkes sadece oduncunun çok çalıştığı için durumunun düzeldiğini zannetmiş. Yıllar boyu her gün o kör kuyunun başına gitmiş, yılan ile buluşmuş ve altınını almış.

Gel zaman git zaman, oduncu ağır hastalanmış. Kuyunun başına gidemez olmuş. Bir kaç gün geçince bolluğa alışmış evinde darlık başlamış. Oduncu oğlunu yanına çağırmış ve yılanın sırrını anlatmış.

"Git kör kuyunun başına ve oğlum olduğunu söyle, yılan sana altın verecek" demiş. Oğlu inanmamış ama gitmiş, yılan önce saklanmış, sonra ortaya çıkmış.

Onun oduncunun oğlu olduğuna iyice kanaat getirince de kuyuya inip bir altın getirmiş. Oğlan önce inanmadığı öykünün gerçek olduğunu görünce hırsa kapılmış, kimbilir daha ne kadar altın var kuyudan içeride demiş... Hırsla yılanı öldürmek için bir hamle yapmış, ıskalamış ama yılanın kuyruğunu koparmış. Yılan da can havliyle dönüp oğlanı sokmuş ve öldürmüş. Akşam yaklaşıp da oğlu gelmeyince oduncu iyice endişelenmiş. Hasta yatağından sürünerek bile olsa kalkmış.

Kuyunun başına gitmiş ki oğlu cansız yatıyor. Yılan o arada görünmüş ki, kuyruğu yok ve kanlar içinde...

Oduncu durumu anlamış ve çok üzülmüş. Canının parçası oğlu yerde cansız, yıllardır velinimeti olan yılan yaralı...

Hatalı olan oğlum olmalı demiş ve yılandan özür dilemiş. Tekrar dost olalım demiş...

Yılan ise acı acı gülümsemiş. Çok isterdim ama... Sende bu evlat acısı, bende de bu kuyruk acısı varken biz artık dost olamayız.


 

İYİLİK VE VEFÂ

Bir kurdu avcılar fena halde sıkıştırmıştır. Kurt ormanda oraya buraya kaçmakta, ancak peşindeki avcıları bir türlü ekememektedir. Canını kurtarmak için deli gibi koşarken bir köylüye rastlar. Köylü elinde yabasıyla tarlasına girmektedir.Kurt, adamın önüne çöker ve yalvarmaya başlar:

Ey insan ne olur yardım et bana, peşimdeki avcılardan kaçacak nefesim kalmadı, eğer sen yardım etmezsen biraz sonra yakalayıp öldürecekler.

Köylü bir an düşündükten sonra yanındaki boş çuvalı açar, kurda içine girmesini söyler. Çuvalın ağzını bağlar, sırtına vurur ve yürümeye devam eder. Birkaç dakika sonra da avcılara rastlar. Avcılar köylüye bu civarda bir kurt görüp görmediğini sorarlar; köylü "görmedim" der ve avcılar uzaklaşır.

Avcıların iyice uzaklaştığından emin olduktan sonra köylü sırtındaki torbayı indirir; ağzını açar; kurdu dışarı salar.

"Çok teşekkür ederim." der kurt; "Bana büyük bir iyilik yaptın.".

"Önemli değil" der köylü ve tarlasına gitmek üzere yürümeye başlar.

Bir dakika, diye seslenir kurt.

"Çok uzun zamandır bu avcılardan kaçıyorum; çok bitkin düştüm, açım. Kuvvetimi toplamam için bir şeyler yemem gerek ve burada senden başka yiyecek bir şey yok."

Köylü şaşırır:
"Olur mu, ben senin hayatını kurtardım."
"Yapılan iyiliklerden, verilen hizmetlerden daha çabuk unutulan bir şey yoktur", der kurt.
"Ben de kendi çıkarım için senin iyiliğini unutmak ve seni yemek zorundayım."

Bir süre tartıştıktan sonra, ormanda karşılarına çıkacak olan ilk üç kişiye bu konuyu sormaya ve ona göre davranmaya karar verirler. Karşılarına önce yaşlı bir kısrak çıkar.

"Ne vefâsı?" der kısrak. "Ben sahibime yıllarca hizmet ettim, arabasını çektim, taylar doğurdum, gezdirdim. Ve yaşlanıp bir işe yaramadığım zaman, beni böylece kapıya koydu..."

Bir sıfır öne geçen kurt sevinirken bir köpeğe rastlarlar.

"Ben hizmetin değerini bilen bir efendi görmedim" der köpek.
"Yıllardır sadakatle hizmet ederim sahibime koyunlarını korurum, yabancılara saldırırım, ama o beni her gün tekmeler, sopayla vurur..."

Kurt köylüye döner:
"İşte gördün" der.

Köylü de son bir çabayla;
"Ama üç diye konuşmuştuk, birine daha soralım, sonra beni ye" diye yanıt verir.

Bu kez karşılarına bir tilki çıkar. Başlarından geçenleri, tartışmalarını anlatırlar. Tilki hep nefret ettiği kurda bir oyun oynayacağı için keyiflenir.

"Her şeyi anladım da..." der tilki. "Bu küçücük torbaya sen nasıl sığdın?"

Kurt bir şeyler söyler, tilki inanmamış gibi yapar:

"Gözümle görmeden inanmam..." İşin sonuna geldiğini düşünen kurt torbaya girer girmez, tilki köylüye işaret eder ve köylü torbanın ağzını sıkıca bağlar. Köylü eline bir taş alır ve: Beni yemeye kalktın ha nankör yaratık! diyerek, torbanın içindeki kurdu bir süre pataklar.

Sonra tilkiye döner:
"Sana minnettarım beni bu kurttan kurtardın" der.

Tilki de:
"Benim için bir zevkti" diye yanıt verir.

O an köylünün gözü tilkinin parlak kürküne takılır; bu kürkü satarsa alacağı parayı düşünür ve hiç beklemeden elindeki taşı kafasına vurup tilkiyi öldürür.

Sonra da torbanın içindeki kurdu ayağıyla dürter:
"Haklıymışsın kurt, yapılan iyilikten daha çabuk unutulan bir şey yokmuş..."


 

DEĞERİNİ/Zİ BİLİN !

Kırlangıç, bir adama aşık olmuş.

Penceresinin önüne konmuş, tüm cesaretini toplamış, tüylerini kabartmış, güzel durduğuna ikna olduktan sonra....

Küçük sevimli gagasıyla cama vurmuş.

Tık...tık...tık...

Adam cama bakmış. Ama içeride kendi işleriyle ugraşıyormuş. Bir meşgulmüş, bir meşgulmüş! Kimmiş onu işinden alıkoyan?

Minik bir kırlangıç!

Heyecanlı kırlangıç, telaşını bastırmaya çalışarak, deriiin bir nefes almış, şirin gagasını açmış, sözcükler dökülmeye başlamış:

- Hey adam! Ben seni seviyorum. Nedenini, niçinini sorma. Uzun zamandır seni izliyorum. Bugün cesaret buldum konuşmaya. Lütfen pencereyi aç ve beni içeri al. Birlikte yaşayalım.

Adam birden parlamış.

- Yok daha neler?

- Durduk yerde sen de nereden çıktın şimdi? Olmaz alamam! demiş.

Gerekçesi de sersemceymiş:

- Sen kuşsun! Hiç kuş insana aşık olur mu?

Kırlangıç mahçup olmuş. Başını önüne eğmiş. Ama pes etmemiş, bir süre sonra tekrar pencereye gelmiş, gülümseyerek bir kez daha şansını denemiş:

- Adam, adam! Hadi aç artık şu pencereni. Al beni içeri! Ben sana dost olurum. Hiç canını sıkmam.

Adam kararlı, adam ısrarlı:

- Yok, yok ben seni içeri alamam demiş. Biraz da kabaymış, lafı kısa kesmiş:

- İşim gücüm var, git başımdan!

Aradan bir zaman geçmiş, kırlangıç son kez adamın penceresine gelmiş:

- Bak soğuklar da başladı, üşüyorum dışarıda. Aç şu pencereyi al beni içeri. Yoksa, sıcak yerlere göç etmek zorunda kalırım. Çünkü ben ancak sıcakta yaşarım. Pişman olmazsın, seni eğlendiririm. Birlikte yemek yeriz, bak hem sen de yalnızsın! Yalnızlığını paylaşırım... demiş.

Bazıları, gerçekleri duymayı sevmezmiş. Adam bu yalnızlık meselesine içerlemiş. Pek bir sinirlenmış.

- Ben yalnızlığımdan memnunum demiş.. Kuştan onu rahat bırakmasını istemiş. Düpedüz kovmuş. Kırlangıç, son denemesinden de basarısızlıkla çıkınca, başını önüne eğmiş, çekip gitmiş.

Yine aradan zaman geçmiş. Adam, önce düşünmüş, sonra kendi kendine itiraf etmiş:

- Hay benim akılsız başım demiş.

- Ne kadar aptallık ettim! Beklenmedik bir anda karşıma çıkan bir dostluk fırsatını teptim. Niye onun teklifini kabul etmedim ki? Şimdi böyle kös kös oturacağıma, keyifli vakit geçirirdik birlikte.

Pişman olmuş olmasına ama iş işten geçmiş. Yine de kendi kendini rahatlatmayı ihmal etmemiş:

- Sıcaklar başlayınca, kırlangıcım nasıl olsa yine gelir. Ben de onu içeri alır, mutlu bir hayat sürerim.

Ve çok uzunca bir süre, sıcakların gelmesini beklemiş. Gözü yollardaymış. Yaz gelmiş, başka kırlangıçlar gelmiş. Ama... Onun ki hiç görünmemış!

Yazın sonuna kadar penceresi açık beklemiş ama boşuna. Kırlangıç yokmuş!

Gelen başka kırlangıçlara sormuş ama gören olmamış. Sonunda danışmak ve bilgi almak için bir bilge kişiye gitmiş.

Olanları anlatmış. Bilge kışi gözlerini adama dikmiş ve demiş ki:

- Kırlangıçların ömrü altı aydır...

* * * * *

Hayatta bazı fırsatlar vardır, sadece bir kez elinize geçer ve değerlendiremezseniz uçup gider.

Hayatta bazı insanlar vardır, sadece bir kez karşınıza çıkar, değerini bilemezseniz kaçıp giderler. Ve asla geri gelmezler.


 

Eski zamanlarin birinde bir otlakta öküz sürüsü yasarmis.

Yasarmis yasamalarina ama civardaki aslanlar bir türlü rahat birakmazmis onlari. Hemen her gün saldirirlarmis bu sürüye. Öküz dedigin öyle yabana atilir bir hayvan degil ki, bir araya toplandilar mi kolayca defetmesini bilirlermis o koca aslanlari. Gerçi bir iki siyirik alirlarmis ama... yine de boyun egmezlermis aslanlarin zorbaligina. Gün geçtikçe aslanlari almis bir kaygi. Ancak tavsan, fare gibi kük hayvanciklarla beslenir olmuslar. Git gide gçten düsmüsler. Eee, aslan bu, hiç fareyle doyar mi.

'Her halde bize bu otlagi terk etmek düsüyor' demis aslanlardan birisi. 'Evet' diye tasdik etmis digerleri. Nereye gideriz diye düsünürlerken 'bir dakika' diye bir ses duymuslar gerilerden. Herkes dönüp bakmis sesin geldigi tarafa. Sürünün en çelimsiz, ama kurnaz mi kurnaz bir ferdi olan Topal Aslan'mis söze atilan. 'Hayir' demis, 'hiçbir yere gitmiyoruz. Siz bana birakin, ben hallederim bu isi. 'Inanmamis kimse ona ama haydi bir sans verelim ne çikar diye düsünmüsler.

O da almis yanina bir iki aslan gitmis öküzlerin yanina. Beyaz bayrak çekmeyi de unutmamis. Öküzlerin lideri olan Boz Öküz basta olmak üzere bes irikiyim öküz yaklasmis onlara. Sormuslar ne istediklerini.Topal aslan baslamis konusmaya.

Bir yandan da Boz Öküz'ün sivri ve kocaman boynuzlarina bakip ürperiyormus.

'Saygideger öküz efendiler' diye baslamis lafa. 'Bugün buraya sizden özür dilemek için geldik. Biliyorum sizleri çok defa incittik, kimbilir kaçinizda su pençemin izi vardir. Ama inaniniz bunlarin hiç birini isteyerek yapmadik. Biliniz ki biz aslanlar barisçi bir milletiz. Hele öküzlerle hiçbir alip vermedigimiz olamaz. Ancak evet size defaatla saldirdik, ama niye biliyor musunuz? Hep o sizin aranizdaki Sari Öküz yüzünden. Onun rengi öyle sizinkiler gibi degil ki. Gözümüzü kamastiriyor, aklimizi basimizdan aliyor. Onu gördükmü ne kadar barissever oldugumuzu unutup size saldiriyoruz, ve sürünüze zarar veriyoruz. Yoksa bizim sizinle hiç bir alip veremedigimiz yok.

Onun yüzünden hepiniz zarar görüyorsunuz. Bir türlü hayatinizdan emin rahat rahat otlayamiyorsunuz, belki geceleri bile bizim kükrememiz sizin uykunuzu kaçiriyor. Bunlarin hepsi Sari Öküz'ün suçu. Verin onu bize, siz kurtulun, biz de baris içinde yasayalim' demis. Boz Öküz, diger önde gelenlerle görüsmek üzere geri çekilmis. Hepsi de sicak bakmislar bu teklife. Bir tek yasli Benekli Öküz olmaz demis ama kimseye dinletememis sesini.

Zavalli Sari Öküz kurban edilmis aslanlara. Hepsi birden saldirmislar zavalli öküzün üzerine. Bir ikisini firlatmis üstünden ama bitkin düsmüs az sonra. Çirpinmis, haykirmis, yardim istemis, yalvarmis, ama yokmus onu isiten. Digerleri üzülmüsler üzülmesine ama elden ne gelir ki. Bütün sürünün selameti için bir öküz gerekliymis. Bu gerçekten de günlerce sürüye hiçbir saldiran olmamis. Huzur içinde geçer olmus günleri.

Ama aslan milleti bu, ne kadar sabreder ki. Hele öküz etinin tadini aldiktan sonra. Aciktik demisler Topal Aslan'a daha bir kaç hafta bile geçmemisken. O da yine almis yanina bir kaçini, bir defa daha gitmis Boz Öküz'ün yanina. 'Selam' diye girmis söze. 'Gördünüz ya biz aslanlar ne denli uysal milletiz.

Dogru karariniz için sizi bir daha kutlamak isterim. Siz de huzur içindesiniz, biz de. Ne mutlu. Yalniz buraya bunlari söylemek için gelmedim. Büyük bir problemimiz var.

'Nedir?' demis Boz Öküz merakla...

'Su sizin Uzun Kuyruk' demis Topal Aslan. Öyle uzun bir kuyrugu var ki nereden baksak görünüyor. O kuyrugunu salladikça bizim de aklimiz basimizda gidiyor. Gözümüz dönüyor, sürüye saldirmamak için kendimizi zor tutuyoruz. Halbuki siz öylemi ya, hepiniz normal kuyruklusunuz. Bir onun suçu yüzünden korkarim hepiniz zarar göreceksiniz. Gelin verin onu bize bu mevzuyu burada kapatalim. Eskisi gibi baris ve sevgi içinde iki taraf da hayatini sürdürsün.

Boz Öküz yine istisare yapmis sürünün ululariyla. Yine sadece Benekli Öküz olmus karsi çikan. Hepsi de "Verelim gitsin!" demisler. Istisare daha da kisa sürmüs bu defa. Dislamislar Uzun Kuyruk'u sürüden. Saatler sürmüs zavallinin çirpinislari ama sonunda o da yenik düsmüs aslanlara. Tekrar tekrar yinelenmis bu olanlar. Her geçen gün daha da semirmis aslanlar. Alabildigince gçlenmisler. Öküzlerse her geçen gün daha da zayiflamislar, seyreldikçe seyrelmisler.

Aslanlar küstahlastikça küstahlasiyorlarmis. Artik bir sebeb bile söyleme geregi duymuyorlarmis. "Verin bize su öküzü yoksa karismayiz'!" derlermis sadece. Zavalli öküzlerin hayir diyebilecek gçleri kalmamis. Hepsi birer birer can veriyorlarmis aslanlarin pençesinde. Boz Öküz de aralarinda olmak üzere bir kaçi kalmis en sona.

Ne oldu bize, ne zaman kaybettik bu harbi aslanlara karsi, oysa ne kadar da gçlüydük? diye sormus biri Boz Öküz'e. 'Biz' demis Boz Öküz gözleri nemli ve sesi pismanlikla titreyerek 'Sari Öküz'ü verdigimiz gün kaybettik bu savasi...


 

 

Bunları yazıya dökenlerin önemsiz olduğunu düşünmüyoruz. Esas olanın ve yoğunlaşılması gerekenin, kavramı kimin ele aldığı değil, söylenen sözün ya da yazılanın kendisi olduğuna inandığımızdan dolayı kimin yazdığına yer vermedik. Ayrıca elektronik ortamın güvensizliği de, bizi bu tür bir uygulamanın daha yerinde olacağına inandırdı.

"Gerçek ve mantık tüm insanlara açıktır ve onları ilk söyleyen kişiye, onları yineleyene ait olduğundan daha fazla ait değildir."

"Sizi güldüren ya da ağlatan bir mektup alırsınız, bunun nedeni olan postacı değildir."

 

 

 


BU SAYFADA GÖRMEK İSTEDİGİNİZ BİLGİ VE/VEYA BAĞLANTILARI,
AŞAĞIDAKİ FORMU DOLDURARAK İLETEBİLİRSİNİZ.
(YOU CAN SEND US YOUR INFORMATION AND/OR LINKS,
YOU WOULD LIKE TO SEE IN THIS PAGE FILLING THE FORM)

 

Ad ya da Takma Ad(Rumuz/Mahlas)
(Name or Nickname)


E-posta Adresi
(E-mail Address)

Konu/Başlık
(Subject/Topic/Title)


İçerik/Katkı/Destek/Ek/İstek/Yorum/Soru/Bozuk Adres vs. ???
(Content/Contribution/Support/Add/Request/Comment/Question/Broken Link etc. ???)

3827
( Teknik açıdan, numarayı yanındaki boşluğa girmeniz gerekmektedir. )


 

Bu sayfada arama yapmak için; klavyenizde CTRL+F tuşlarını ya da
tarayıcınızın sol üst köşesindeki [Dosya | Düzen | Görünüm] bölümündeki
[Düzen]'in altındaki "Bul" komutunu kullanınız.

(Başka sayfaların da içeriğinde arama yapmak için
aşağıdaki kutuya aradığınız sözcük ya da konuyu giriniz)

 

Bu sayfa 02 Ocak 2016 itibariyle 81 kez ziyaret edilmiştir.

6D Bilgi Hizmetleri vs. | www.6Dtr.com       FaRkLaR Kılavuzu | www.FaRkLaR.net        GösterGe Hizmetleri
Yenilikler ve Duyurular